Gece vapurunda çektirdiğim efsane sakso

Kadıköy’den Beşiktaş’a giden son vapura yetişmiştim. Vapur neredeyse boştu. Üst katın arka tarafına oturdum ve İstanbul’un ışıklarını izlemeye başladım. Birkaç dakika sonra yanıma uzun boylu esmer bir hatun oturdu. Elinde bir bira vardı ve bana da uzattı. Konuşmaya başladık ve gece bir anda başka bir yere gitti.
Hatun eski sevgilisinden yeni ayrılmıştı ve biraz sarhoştu. Bana dünyanın en iyi saksosunu çektiğini söyledi ve güldü. Ben de kanıtlamasını istedim. Bana bakıp gözlerini kırptı ve etrafa bakındı. Üst katta bizden başka kimse yoktu.
Pantolonumun fermuarını açtı ve yarrağımı çıkardı. Denize bakan koltukta eğildi ve ağzına aldı. Vapurun motoru ve martıların sesi dışında hiçbir şey duyulmuyordu. Dilini öyle bir kullanıyordu ve derinlere öyle bir alıyordu. Bir eliyle taşaklarımı okşuyor ve diğer eliyle bacağımı sıkıyordu.
Vapur Beşiktaş’a yaklaşırken bana bakmadan hızlandı. Boşalacağımı söylediğimde durmadı ve ağzına boşaldım. Hepsini yuttu ve gülerek doğruldu. Birasından bir yudum aldı ve bana bunu hep yapmayı sevdiğini söyledi. Ben hâlâ ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Hayatımda böyle bir sakso yaşamamıştım.
Vapurdan indiğimizde numaramı aldı ve gece taksisine bindi. Bir hafta sonra yazdı ve bu kez evine davet etti. Ama gece vapurundaki o sakso hâlâ aklımdaki en efsane anı olarak duruyor.








